26 Ocak 2016 Salı

Muhallebi






Bugün yeni bir muhallebi denedim oğlum için. İrmikli kayısılı bebe muhallebisi :)

Yer mi yemez mi diye düşündüm aslında ama çok azıcık. Çünkü başka şansı yok yiyecek :P

Nasıl yaptım;


* 10 tane kadar kuru kayısıyı iyice haşladım. 
* Kayısılar çatalla ezilecek kıvama geldikleri zaman blender ile ezdim. 
* Üzerine su ekledim ( çünkü koyduğum suyun hepsini kayısılar çekti. Hatta daha haşlama aşamasında bir kaç kere su ekledim )
* 1.5 yemek kaşığı kadar irmik, 1 tatlı kaşığı kadar mısır nişastası ekledim ve karıştırdım.

Kaynadıktan sonra bir kaç dakika daha pişmesini bekledim. Karıştırmayı hiç bırakmadım.

İşte bu kadar basit :)



Bu ölçü ile akıncı marka içli köfte kutusunun yaklaşık yarısını dolduracak kadar muhallebi yapılıyor. Bekledikçe tabi suyunu çekiyor. Yedirirken biraz su kaynatıp karıştırdım. Hem yumuşadı hem çoğaldı ;) 


Peki oğlum yedi mi? Evet hem de severek yedi :)





23 Ocak 2016 Cumartesi

Çocuk Nörolojisi





Ertuğrulum canım oğlumun yeni nörolojik muayene zamanı geldi bile..

1 Şubat Pazartesi günü için Canan Yıldırım 'dan randevu aldım.. Heyecanlı bir bekleyiş var şimdi..

İlk çocuk nörolojisi muayenesine 5 aylıkken götürmüştük oğlumu. Düzenli takiplerimizi yapan çocuk doktorumuz kartal umut avicenna hastanesinden uğur bey; son iki muayenesinde ısrarla götürün deyince gittik. Bölge hastanesine Perşembe akşamları gelen; sonradan aslında GATA Haydarpaşa da da çalıştığını öğrendiğimiz Cihan Meral'e gittik. Bir sıkıntı görmedi. "ben bu çocukta bir sıkıntı görmedim ama içimiz rahat etsin diyorsanız bana geldiniz ben bir MR isterim " dedi.. Biz de çektirmedik....
8 aylık olduğunda hala dönmüyor, oturmuyor, emeklemiyordu. Bir ara aggguuşş gibi sesler başlamıştı ama artık onlar da yoktu, Hatta ağlaması dışında çıkardığı ses yoktu. Yine Uğur bey, kaslarda bir sorun var bence bir nörolojiye gidin spastik olmasın bu çocuk dedi. 5 aylıkken gittik dedim.. Yine de gidin dedi.. Önce marmara eğitim araştırma hastanesine gittik. orada çocuk nörolojisi muayenesi için önce çocuk doktorları görüyor, sizi nörolojiye sevk ediyor. ancak o zaman randevu alabiliyorsunuz. Çocuk doktoru nörolojiye gittiğimiz zaman hazır olması için kan testlerini istedi. 10 tüp kan alındı yavrumdan. Genetik testler, metabolik hastalıklara yönelik testler,karaciğere yönelik testler... Sonuçların çıkması 2 hafta sürdü nasıl geçti o haftalar hatırlamıyorum.. Nöroloji için bize 4 ay sonrasına randevu verdiler. Ama aralarında konuşurken anlamadığımı zannettiler sanırım CP olabilir, epilepsi olabilir vs bir kaç hastalık saydılar.. Cp; cerebral palsi,beyin felci... Epilepsi;sara.. bu riskler var ve 4 ay sonraya randevu.. Bekler miyim; beklemedim.. Çakmak Erdem hastanesinde Adnan Ayvaz a gittik. Hemen daha o gün..Beyin MR ı istedi. AGTE testi yaptırdı.. AGTE çocuk gelişimini ölçen Hacettepe li hocaların hazırladığı bir test. Akranlarından %60 -70 arası geri çıktı o testte..MR sonucu ertesi gün çıkacaktı, ısrar rica minnet hekimlik torpili ile aynı gün aldık sonucu..
Çok şükür MR da kan sonuçları da herşey tertemiz çıktı.. Ama oğlumda gelişim geriliği vardı..

Fizyoterapi ve bol bol sevgi dedi doktor..6 ay sonra da kontrol istedi..

Fizyoterapiye ve anne bebek oyun gruplarına başladık. 5 ay sonra yine çocuk doktorumuz uğur bey içimize kurt düşürdü. kas erimesi olabilir bu çocukta dedi. haydiii biz apar topar yine çocuk nöroloji uzmanına.. Neyse ki Adnan beyin randevuları rahat, aynı gün gidip muayene olabildik. 6 ay demiştiniz ama biz 5 ayda geldik dedik.. Şöyle bir baktı, bir şey yok. Gelişi geri ama ilerliyor. İlerliyor ama geri.. İsterseniz tekrar bir AGTE yapalım, 18 ay olunca da MR yenileyelim dedi..

Bir taraftan içim rahatladı ama diğer taraftan tavır ilgisizlik rahatsız etti ne yalan söyleyim..

AGTE yaptırmadım, Fizyoterapi evden devam etti. Oyun grubu devam etti.. ama hala eksik ters giden bir şeyler vardı.

3 ay önce  Nuhun gemisi çocuk terapi ve danışmanlık merkezinde özel eğitime başladık..Şİmdi de 19 ay bitti, nöroloji muayenesi için randevu vakti geldi..

5 aylıkkken belki hiç bir şeyi gerçekten yoktu bilmiyorum, ama ya vardı ve görülmedi ise düşüncesi kafamı kemirdiği için Cihan Meral e gitmek istemedim..
Son randevuda aslında ilk randevuda da Adnan hocanın tavrı beni bir şekilde rahatsız ettiği için onu da istemedim.

Ataşehirde dumankaya icon da Canan yıldırım ı övdüler. Sosyal medya üzerinden de bir grupta tanışıklık denk gelince randevuyu bu sefer Canan hoca'dan aldım..

19 ay bittiği ve hala kelime çıkmadığı için bir EEG çekelim dedi. Konuşma geriliği olan her çocukta isteriz dedi. Telefonla konuşmamız bana gayet makul geldi. Umarım randevuda da memnun kalırız.

Bu 1 hafta nasıl geçecek bakalım..Nuhun gemisinde bu hafta gelişim testleri yapacak ve bu 3 ayın raporunu hazırlayacaklar..Raporla birlikte gideceğiz..

Hakkımızda hayırlısı.. İnşallah güzel haberler alırız..

22 Ocak 2016 Cuma

Öğretmen Azarı




Oğlum öğretmeninden ilk azarını gözümün önünde yedi..İçim acıdı ama hiç bir şey yapamadım.....

Gelişim geriliği ile baş edebilmek için özel eğitim, duyu bütünleme ve fizik tedavi çalışmalarımız tam gaz devam ediyor. Gelişebilmesi için ondan istenilenleri yapması şart. Bu yüzden ne gerekiyorsa yapılmalı kabul ediyorum.. ama üzülmemi engellemez sanırım..

Son derste, fizik tedavi seansında, öğretmeni nerede ise bütün ders boyunca oğluma bağırdı.. Ben dere giremiyorum; bekleme salonunda tabletten kamera ile odayı seyrediyorum. Fizik tedavi devam ederken özel eğitim öğretmenimiz de bekleme salonunda idi bir süre. Tuğba hanım o kadar bağırıyordu ki; Funda hanım bir ara sordu yapıyor mu bari istenileni diye, hayır azar işitiyor sadece dedim; bir yorum yapmadı..
Seans sonunda o seansın bir değerlendirmesini söylüyorlar her zaman. bugün şunu yaptık, bunu yapamadık, şu alanda çok iyiydi ama bunu yapmak istemedi gibi. Yine ders bitiminde değerlendirme sırasında çok azar işitti bugün oğlum gördüm dedim. Tuğba hanım " çok başına buyruk oldu, benim dediğim olacak" inadını kırmak için otoriteyi belli etmek gerekli. Siz de böyle yapmalısınız dedi...

Belki de ki muhtemelen haklı, ama ben oğluma bu kadar bağırmaz azarlamazken elin kızının gelip oğluma bağırması kızması canımı gerçekten çok yaktı..

Fatih sultan Mehmet ile ilgili anlatılan bir kıssa yanlış hatırlamıyorsam. Ben şehzadeyim bana kızamazsın bir şey diyemezsin diyerek öğretmenine kafa tutuyor, hocası padişaha söylediği zaman koca padişah oğlunun eğitimi için hocadan oğlunun gözü önünde azar işitiyor.. Şehzade otoriteyi tanısın, benim dediğim olacak demesin, eğilsin bükülsün öğrensin diye.. 

Bu kıssayı bilirken hisse çıkarıp kimseye bir şey demedim tabii ki .. ama aklımdan geçenlere de engel olamadım . "siz kim oluyorsunuz ki benim oğlumu azarlıyorsunuz. o daha minnnacık,minicik,19 aylık bebeğime ben kıyamazken siz nasıl kıyabilirsiniz..." vs vs vs....

Neyse işte..İçimi döktüm rahatladm... Desem de rahatlamadım.. Umarım bütün bunlara değer ve oğlum canım yavrum toparlar kendisini; yakalar yaşıtlarını..

16 Ocak 2016 Cumartesi

süt ve emzirme maceramız



Bir başka blogta süt artırma yöntemleri ile ilgili bir yazı görüp okuyunca anılarım canlandı ve biraz içimi dökmek istedim..

Daha hamile kalmadan önce bebek anne sütü almalı,mama da neymiş, ilk 6 ay sadece anne sütü sonra katı gıda ve anne sütüne devam ne zaman isterse o zaman bırakır derdim..Ama malesef işler umduğum gitmedi.. :/

Oğlum sezeryan ile doğdu.. Doğumu da başka bir yazının konusu onu da yazmalı aslında..Doğum çok uzun sürmedi yarım saatte çıktım 40-45 dakika içinde de oğlumu getirdiler yanıma emsin diye.. Bebek hemşiresi onu göğsüme ilk koyduğu zaman nasıl mutlu olmuştum.. Allahım; bu benim oğlum..Ve benim sütüm ona iyi gelecek büyütecek besleyecek...Emmek istemedi.. :( Hemşire süt var mı diye baktı;evet vardı..Sezeryan olmasına rağmen maşallah sütün çok güzel dedi hatta.. Yeni doğdu aç güçsüz ondan belki biraz sonra tekrar deneyelim dedik.. yine zar zor bir kaç yudum..Azıcık emiyor hemen uyuyor.. Her yarım saatte uyandır emzir dediler. Uyanmadı ki.. Hemşire geldi topuğunu sıktı burnunu sıktı cimcikledi..Zorla uyandırdı..Koyduk tekrar memeye.. Ağlıyor.. Hem de ne ağlamak.. katıla katıla moraracak nerede ise.. Atıyor kendisini geriye.Yanlış mı yutuyorum acaba diye yatarak denedim, oturarak denedim, sırtıma yastık koyup denedim.. Olmadı :( Şimdi yazarken bile gözlerim doluyor bu anları hatırlarken.. Komşu odanın refakatçisi hanım geldi yardıma. Diğer doğum yapacak annenin teyzesi mi annesi mi öyle birisi idi sanırım hatırlamıyorum,ben emzirmeye odaklanmıştım. Oğlum açtı ve emmek zorundaydı..

Göğsümü tuttular annemle ikisi, birisi oğlumu tuttu birisi memeyi, olmadı değiştiler, benim oturuşumu değiştirdiler oğlumu pışpışladılar yok.. Kadın da pes etti sonunda..

Bebek hemşiresi geldi yardımcı olmaya.. Yine olmadı.. Bir şekilde sakinleştik uyuduk.. Sabak kan aldılar. He topuktan hem damardan. Normalde topuktan kan alırken bebekler tepki verirmiş, bizimkinde tık yok.. Ben sevinmiştim ayy ne güzel ağlamadı diye; meğer sarılık başladığı içinmiş.. Bol bol emzir aç kalmasın beslenmesi lazım dediler.. İyi dediniz hoş dediniz de emmiyor ki mübarek !!! :'( 
Sonunda istemediğim ot başımda bitti mama aldık..Kaşıkla verin dediler ama ne mümkün. Kaşığın yarısından fazlası dışarda ve oğlan aç ağlıyor.. Çocuk doğalı nerede ise 24 saat olacak bende göğüsler şiş patlayacak ama emmiyor.. Dayanamadım biberonu dayadım ağzına ve içti.. Oohh dedim bir nefes aldım ki sormayın.. Demek ki emebiliyor. Peki beni neden emmiyor?!! İşte ilk lohusa tribi geliyoorrr.. Bu çocuk beni istemiyor mu, onu üzecek kızdıracak bir şey mi yaptım, bebeğim annesini mi reddediyor..Ağla ağla içim şişti.. 

Hiç pes etmedim; her yemek zamanı önce memeyi sundum. Hatta eşim kızdı hırpalama çocuğu istemiyor emmeyecek boşuna üzülmeyin ikinizde ver işte biberonla diye.. Ben hep bir umut önce memeyi sundum bebeğime..

Doğumdan sonra 2.gün eve geldik Yok 3. gündü galiba.. Perşembeyi cumaya bağlayan gece 23.30 da doğum oldu,biz pazar günü öğlen gibi çıktık hastaneden.. eve geldik benim gögüsler yanıyor. Ben bir üşüyorum bir terliyorum. Göğsüm sertleşti iyice.. O sırada görümcelerimden birisi geldi ziyarete.. Sağolsun elde sağma makinası getirdi. Manuel süt sağma makinası çok kolaydeğil evet ama benim hayatımı kurtardı.. Sütümü sağdım biberona hem memeler rahatladı az da olsa hem de oğlum mama yerine annesinin sütünü alabildi.Biz de bu arada elektrikli süt sağma makinesi siparişi verdik. Gelmesi nerede ise 1 haftayı buldu. O kadar sürmediyse bile bana uzun geldi..

Doğumdan 1 hafta sonra annenin kontrolü var. Benim doktorumun çalıştığı hastane değiştiği için yeni yerine gittik. Bir başkasına kontrol olmak istemedim. Yeni hastaneden de doktordan rica ettim. Doktor hanım bu bebek emmiyor nolur bana yardım edin dedim. o da sağolsun bu hastanedeki bebek hemşirelerinden rica etti bana eğitim vermeleri için. Çok tatlı bir kızcağızdı gelen. O da çok uğraştı. Ama sonunda bu çocuk istemiyor yapacak bir şey yok inşallah ister zamanla diyerek bitirdi..Yapacak bir şey yoktu.. Oğlum emmek istemiyordu :( Aslında emmek istemiyordu yanlış oldu, annesinin memsini emmek istemiyordu çünkü biberondan cuk cuk çekiyordu maşallah.. 

Acaba sütün tadı mı kötü diye düşündüm bir ara, öyle olsa aynı sütü biberondan da içmezdi.. Kokum mu rahatsız ediyor diyerek yıkanıp denedim yine olmadı. Hem zaten biberonu da mümkün olduğunca çok temas ederek içirdim hep. Emzirir gibi..

Olmayınca olmadı.. Oğlum annesini emmedi..

4 ay sütümü sağarak verdim sonra ister istemez bitti süt.. Sonra da oğlumun sıkıntıları başladı... Ya da en azından fark edilmesi aynı zamanlara denk geldi.. Hiç bir zaman bilemeyeceğim sütüm kesildi oğlum beni hiç emmedi o yüzden mi gelişim geriliği oldu yoksa başka sebeplerden mi.. Ama içimde hep bir uhte kalacak emzirememiş olmak...

9 Ocak 2016 Cumartesi

Annelik Delilik





Evet şaşırmayın.. annelik delilik azizim.. Hiç olmadık şeylere sevinip , gereksiz şeylere üzülen bir insan akıllı olabilir mi..

Aman da ne güzel gaz çıkarmış benim oğlum diyerek kahkahalar atan kadın biraz sonra neden bana bakmıyor diye ağlamaya başlarsa şaşırmayın.. E hatun çocuk oyun oynuyor bir rahat bıraksana... Yok.. Ben annesiyim ben yanında isem hep bana baksın.. Oldu canım.. Sen öyle yap o zaman.. :)

Bugün benim canım oğlum güzel oğlum aslan parçam Ertuğrul 'um için günlerden baba.. Hafta içi hep benimle iş yerimize geliyor; cumartesi günleri de evde babasıyla kalıp kaynaşıyor.
İlk başlarda çok tereddüt etmiştim evet itiraf ediyorum istemedim.. Hala da bu durumdan çok hoşnut muyum emin değilim aslında :P Ama onun için iyi oluyor. Babası ile vakit geçirmek her bebeğin ihtiyacı ve koca bir gün babası ile kalmak baba oğul ikisine de iyi geliyor. Daha güzel oynuyorlar artık :)

Evden çıkarken "Ertuğrulum oğlum ben işe gidiyorum. Bugün baba günü, ben işte iken sen de evde babanla oyna üzmeyin birbirinizi" diyerek çıkıyorum.. Cümle değişse bile evden çıktığımı ve akşam geleceğimi söylemeden çıkmamaya özen gösteriyorum. Şimdiye kadar pek umursamıyor gibiydi.. Ya da en azından bana öyle geliyordu.. Ama bugün benim güzel bebeğim ben gidiyorum dediğimde döndü boynuma yapıştı  :) Nasıl sevindim.... Evet biliyorum ben evden gidiyorum diye üzüldüğü için üzülmem gerekli ki bu üzüntüyü de yaşadım; ama artık oğlumun beni umursuyor olması;söylediğimi anlayıp tepki veriyor olması.. Paha biçilemez bir mutluluk :)

Aslında bu tepkiyi ilk defa 2 gün önce gösterdi. Dedesine ilaç almaya gitmem gerekiyordu. Ertuğrul dedesinin ellerini sıkı sıkı tutmuş yürüme çalışmaları yaparken eğildim yüzümü onun seviyesine getirdim;oğlum ben eczaneye gidip geliyorum dedim,Başı öne eğikti ,kafasını bir anda kaldırdı baktı ve aa uu sesleri eşliğinde kafasını boynuma koydu kendisini ileri itti.. Benim güzel yavrum..

Allahım sen nazarlardan sakla yavrumu.. Benim nazarımdan bile koru kuzumu.. Ve gelişiminde yardımcısı ol.. Bütün çocukların.. Ama en çok herhangi bir sebeple hayata adapte olmakta zorlananların..

Neyse konumuza dönersek; oğlum gitmeme tepki verdi diye sevindiğime göre, deli miyiiimm değil miyiiim siz karar verin artık :) Benim bildiğim; aşığım oğluma ve oğlumu çok seviyorum...  :) <3

3 Ocak 2016 Pazar

Nuhun Gemisinde 2 ay bitmiş...

Gel zaman git zaman,günler geçmiş gitmiş... Bundan 2ay önce başlamış canım oğlumun özel eğitim serüveni.. İyi ki de başlamış..
Bu hafta içi aylık gelişim raporunu verirler. Bakalım ne diyecekler.

Onları beklemeden,ben bana verilen kağıtları biraz karıştırdım.

İlk başladığımız zaman, ertuğrul için aylık ve 3aylık hedefler belirlenmişti. Bunlardan  aylık hedeflerin pek çoğuna ulaştık, 3 aylık hedeflerin içinde de ulaşılanlar var..

Kişisel & sosyal gelişim becerileri alanında ;
Kısa dönem amaçlar: sese tepki verir, alkış ve çak yapar,gösterildiği zaman nesneleri birbirine vurur, ona gösterilen nesneye bakar,yetişkinin davranışlarını takip eder. Bunları yapıyor artık şükür. Ama kendisine seslenildiği zaman tepki verir amacında hala ciddi sıkıntılar var.
Uzun dönem amaçlar : ertuğrul kendisine seslendiğinde bakar, ona gösterilen motor davranışları taklit eder ve cee oynar.. Bunlardan sadece taklit biraz biraz var..cee yi ben yaptığım zaman çok keyif alıyor ama kendisi oynamıyor.. 1 kere oynadı gerçi: )

Dil becerileri alanında ;
Kısa dönem amaçlar: istediği nesneye bakar, istediği nesneye ulaşmak içinde elini uzatır, hoşuna giden bir etkinlik sırasında sesli güler.. Bunları yapıyor.. Şaşırdığı zaman "aa " sesi çıkarır, ba be seslerini çıkarır henüz yok.. Az çok bababi gibi sesler geliyor gibi ama daha çok vavava gibi..
Uzun dönem amaçlar: isteklerini işaret ederek ifade eder, tek heceleri söyler hiç yok,duygu ifadelerine göre sesler çıkarır sevinç itiraz naz yapma vs var ama şaşkınlık yok..

Kaba motor becerileri alanında ;
Kısa dönem amaçlar: nesneyi bir elinden digerine geçirir, nesneye ulaşmak için vücudunu ileri iter, nesneyi görecek şekilde kafasını dik tutar var.. Tutunarak ayağa kalkar amacı için söyleyeceğim şu ki, o bir tembel :) yapabiliyor artık ama yapmıyor. Sonraki hedefler hiç yok :( 1saniye 3 saniye 5 saniye ayakta durur.. Henüz hiç hevesli değil tek başına ayakta durmaya...
Uzun dönem amaçlar: vücudunu kullanarak nesnelerle ilgilenir ki artık buna ulaştık,10 saniye ayakta durur ki henüz 1sn bile durdurmuyor...

Ince motor becerileri alanında ;
Kısa dönem amaçlar: orta hatta kadar ve orta hattı geçen nesneyi izler, 180° izler, çıngırağı kavrar ve 10sn tutar, nesnelere uzanır.. Bütün hedeflere ulaşılmış: )
Uzun dönem amaç nesneleri kavrar.. Bu amaçta anlatılan hedef ne bilmiyorum ama gayet tutuyor... Bilmiyorum ulaştık mı ulaşamadık mı....

Şimdi bu şekilde bakınca 24 kısa hedeften 7si eksik; 10 uzun hedeften 3 4 tanesi gibi var..

Daha 1 ay var ilk kurun bitmesine... Bu ay başarması gereken şeyler ayakta 10 saniyeye kadar durmak, keyfi istediği zaman her zaman tutunup kalkabilmek, tek heceleri söylemek, şaşkınlığını belirtmek, ve tabiii ki ertuğrul dediğimizde bakmak...

Hadi hayırlısı...