4 Nisan 2017 Salı

Referandum




Her yerde bir evet evet evet hayır hayır hayır kampanyası..

Peki neyi oylayacağız biliyor muyuz...

Ben bir vakit ayırıp da inceleyememiştim.. Sizinle birlikte yapmak istedim bu işi..
Maddeler..;


Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.

Tamam, olur.. Tabi bağımsız ve tarafsız olmasını sağlayacaklar ise.

Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen altıyüz milletvekilinden oluşur.

Tamam, olur.. Sıkıntı yok daha iyi hatta bence..

Onsekiz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir.(1)
En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, askerlikle ilişiği olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, (Değişik ibare: 27/12/2002-4777/1 md.) terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler.
Tamam..  Lisede evlenmesine izin veriyorsun da 18inde vekil mi yapmayacaksın.. Hem dinazorlardan kurtuluruz belki.. Delikanlar daha cesaretli olup tehlikeli ama cesur işlere kalkışır belki....Zaten kaç tane 18lik gence sıra gelecek ki büyüklerden..Maddenin devamında silahlı kuvvet mensupları görevden çekilmedikçe diyor zaten, askerlikle ilişiği olanlar tabirindeki amacı çözemedim ben..
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır.
Süresi biten milletvekili yeniden seçilebilir.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde 101 inci maddedeki usule göre ikinci oylama yapılır.
Tamam, olur..Fazladan seçim masrafından kurtulur ülke..
Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek; bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların  onaylanmasını  uygun  bulmak, (...) (3)  (Ek ibare: 3/10/2001-4709/28 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına (…)(1) karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde ön görülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.
Bence bakanlar kurulu denetlemesi yine mecliste olmalıydı..Bu madde ilgili barolar birliğinin sitesindeki açıklama şöyle:
Bu durum, teklifin kabulü halinde, artık Türkiye'de Yasama Organı'nın Yürütme Organı üzerinde anayasal araçlar yoluyla herhangi bir siyasî denetim sahibi olamayacağı anlamına gelmektedir. Üstelik bu durum, Yasama ve Yürütme organları arasında "sert kuvvetler ayrılığı" modeli olarak bilinen ABD tipi saf Başkanlık Sistemlerini bile aşan bir değişiklik önerisidir. Zira anılan ülkede Yasama Organı (Kongre), Başkan'ın birlikte çalışacağı Bakanların göreve getirilmesinde önemli ölçüde söz sahibi olmaktadır. Dahası, Kongre Bütçe Yasası yoluyla Başkan'a harcama yetkisi verme tekelini elinde bulundurmakta ve Yürütme Organı üzerinde etkili bir denetim sahibi olabilmektedir. 

Bu kapsamda, önerilen Anayasa değişikliği teklifinde bakıldığında, her şeyden önce, Cumhurbaşkanı'nın Bakanları tek başına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayı olmaksızın göreve atayabileceğinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır.. Dahası, Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan Bütçe Kanun Teklifi'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranına göre artırılarak yürürlüğe konacağı kabul edilmektedir 
Denetleme olmayacak yani... Bütçe ile ilgili sıkıntım yok.. Gerçi orada da bütçeye neden tek kişi karar veriyor..Bakanlar hazırlasa daha mantıklı eğil mi, herkes neye ihtiyacı var daha iyi bilir. Ben böyle uygun gördüm mü olacak...Bakanların atanması ve denetlenmesi neden çoğunluk olan mecliste değil de sadece başkanda..Tamam cumhurbaşkanını da halk seçecek; ama tek bir kişinin her şeye karar vermesi ne kadar doğru, meclisi de halk seçiyor sonuçta, sadece oyun olsun diye mi...
Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu üye tam sayısının salt çoğunluğu ile aynen kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır; Meclis, geri gönderilen kanunda yeni bir değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar Meclise geri gönderebilir.
İşlerde nasıl bir değişiklik olur zamanla göreceğiz. Basit çoğunluk yerine nitelikli çoğunluk gerekli artık..Yani benim anladığım, meclis ben bu maddeyi istiyorum diye ısrar edecekse çoğunluğu sağlamalı.. Bilemedim iyi mi kötü mü ama iyi gibi sanki..

 Meclis, bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir; ara verme veya tatil sırasında, doğrudan doğruya veya Bakanlar Kurulunun istemi üzerine, Cumhurbaşkanınca toplantıya çağrılır.

Benim anladığım cumhurbaşkanı toplanmalarını istemez ise meclis ne olursa olsun istese de toplanamaz.. Hoş değil..

IV.  Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları
A. Genel olarak
Madde 98 – Türkiye Büyük Millet Meclisi soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanır.
Soru, Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.
Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir.
Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.
Soru, Meclis araştırması ve genel görüşme ile ilgili önergelerin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile cevaplandırılma, görüşme ve araştırma yöntemleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir..
Maddenin eski hali bu iken şimdi şu hale geliyor:
Madde Kenar Başlığı Yok 
MADDE 98- 
Türkiye Büyük Millet Meclisi; meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır.
Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir.

Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.
Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlar hakkında 106 ncı maddenin beşinci, altıncı, yedinci fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibarettir.
Yazılı soru; yazılı olarak en geç onbeş gün içerisinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir.
Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usûlleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.
Denetleme ile ilgili yine.
Kenar başlığının kalkması niye bu kadar önemli diyordum;barolar birliği sitesinde açıklamış :
Bu durum, temel olarak Yasama Organı'nın Yürütme'yi hukukî yollarla denetlenme imkânlarının ortadan kaldırması sonucunu doğurmaktadır. 

Bu değişiklikle birlikte, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bilgi edinme ve denetim yolları" ibaresinin Anayasa'dan çıkarılması ve yerine bir öneri konulamamış olması sonucunda, söz konusu madde "Başlıksız" kalmaktadır. Böylece, değişiklik teklifiyle birlikte, Türkiye'de Yasama ile Yürütme organı arasındaki ilişkilerin "isimlendirilemediği" bir hükümet sisteminin önerildiği izlenimi ortaya çıkmaktadır.

 Yürütme kendi kendisini denetleyecek olarak anlıyorum.. Oldu canım...Öğrencilerin başından müdürü çekmek gibi olmuyor mu bu.. Ben mi yanlış yorumluyorum.. Ben çalarım ben oynarım kimse de karışamaz..Öyle olmuyor mu..
İKİNCİ BÖLÜM
YÜRÜTME
1.   Cumhurbaşkanı 
A. Adaylık ve seçimi
Madde 101- Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yüksek öğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip, Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir.
Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.
Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir.
Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.
Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.
İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilir.Oylamada, adayın geçerli oyların çoğunluğunu alamaması halinde sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenir.
Seçimlerin tamamlanamaması halinde yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam eder.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin diğer usûl ve esaslar kanunla düzenlenir.
Niye en fazla iki defa diye vurguluyorlar ki, eski madde de aynı, cumhurbaşkanı en fazla defa seçilir diyor zaten..Veya doğrudan halk tarafından seçilir kısmı zaten gelmişti..Ayrıca bu madde ile ilgili olarak barolar birliğinin açıklaması ilgi çekici, yapılan taktiklerle ikiden fazla kez göreve gelme yolunun açık olduğu belirtiliyor ki gayet açık zaten..:

Seçimle gelinen kimi üst düzey kamu görevlerinde, seçilen kişilere görev süresi sınırı getirilmesi, dünyada da benzerleri görülen bir uygulamadır. 

Bununla birlikte, önerilen düzenleme, değişikliği teklifi kapsamında Anayasa'nın 116. maddesine eklenmesi önerilen bir hükümle bir arada değerlendirildiğinde, 101. maddede öngörülen görev süresi sınırının aşılması ihtimalinin ortaya çıktığı görülmektedir. Zira Anayasa'nın 116. maddesine ilişkin değişiklik önerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birlikte ve aynı anda yenileneceği öngörülmektedir. Bu bağlamda, 116. maddenin 3. fıkrasında; "Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir" düzenlemesi yer almaktadır. 

Böylece, Cumhurbaşkanı ile aynı siyasî eğilime sahip meclis çoğunluğunun birleştiği bir kompozisyonda, Meclis'in kendi seçimlerini yenilemeye karar vermesi durumunda, Meclis seçimleriyle birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimleri de yenilenecek ve fakat bu durumdaki Cumhurbaşkanı, üçüncü kez bu göreve aday olabilecektir. 

Böyle bir durumda ise, bir kişinin "…en fazla iki kez…" Cumhurbaşkanı seçilebileceği yönündeki düzenlemenin etkisiz kılınacağı açıktır.


Meclis üyesi olmasa da olur haline gelmiş bir değişiklik olarak..Bir de sadece mecliste grubu olan partiler değil hepsi aday sunabilecek.. Bu bana iyi bir yenilikmiş gibi gelmşti açıkcası, ama barolar birliğinin açıklamasını okuyunca ...:

Önerilen değişiklikle birlikte, Anayasa'nın 101. maddesinde hâlihazırda mevcut olan"…en az yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile…" Cumhurbaşkanı adayı önerme olanağı ortadan kaldırılmış olmaktadır. 

Bu tercihin ilk etkisi, Cumhurbaşkanı'nın "partili" ve dolayısıyla "taraflı" rolünün vurgulaması olmaktadır. Gerçekten, bu hükümle birlikte "(A), (B) veya (C) partisinin Cumhurbaşkanı adaylarından…" söz etmek, yalnızca bir siyasî eleştiri ve söylem olmaktan çıkacak ve hukukî bir gerçek haline dönüşecektir. Bu durum ise, Cumhurbaşkanı'nın devletin varlığını, bölünmezliğini ve ulusun bütünlüğünü temsil eden rolünü ortadan kaldıracaktır. Gerçekten, böyle bir adaylık sürecinin sonunda seçilen kişinin "belli bir partinin Cumhurbaşkanı adayı" olmaktan, "bütün bir Millet'in Cumhurbaşkanı" olmaya nasıl geçiş yapılabileceği ise, cevaplanması güç bir soru olarak ortada durmaktadır.

Bu düzenleme biçiminin ikinci bir etkisi de, devlet yönetimiyle ilgili çok önemli bir alanda milletvekillerinin bireysel tercih ve iradelerine tanınan alanın gittikçe daraltılmasıdır. Zira bu teklifle birlikte, milletvekillerinin Cumhurbaşkanı adayı önerme konusundaki bireysel tercih ve iradeleri silikleşmekte; bu konudaki yetki, Türkiye'de sıklıkla şikâyet konusu olan parti genel başkanlarının karar ve eğilimlerine tâbi kılınmış olmaktadır.

Bu madde de sanırım en çok tartışılan ısım; cumhurbaşkanının görev ve yetkileri. Eski madde şu şekilde:

D. Görev ve yetkileri
Madde 104  – Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.
Bu amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:
a)  Yasama ile ilgili olanlar:
Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak,
Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,
Kanunları yayımlamak,
Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek,
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halk oyuna sunmak,
Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa  Mahkemesinde iptal davası açmak,
Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek, b) Yürütme alanına ilişkin olanlar:Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek,Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak, Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek,Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek, Genelkurmay Başkanını atamak, Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak,Milli Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek,Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak,Kararnameleri imzalamak,Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafiflet mek veya kaldırmak,Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak, Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek,Üniversite rektörlerini seçmek,  c)  Yargı ile ilgili olanlar: Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askeri Yargıtay üyelerini, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.

Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

Bu da yeni hali:

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir.
Cumhurbaşkanı, Devlet başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin eder.
 Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar.
Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir.
Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapar.
Ülkenin iç ve dış siyaseti hakkında Meclise mesaj verir.
Kanunları yayımlar.
Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir.
Kanunların, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açar.
Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir.
Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanı kararnamesi ile düzenler.
Yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyetinin temsilcilerini gönderir, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul eder.
Milletlerarası andlaşmaları onaylar ve yayımlar.
Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunar.
Milli güvenlik politikalarını belirler ve gerekli tedbirleri alır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil eder.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verir. ( burası eski maddenin aynısı niye kırmızı ile belirtme ihtiyacı hissetmişler anlamadım)
Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır.
Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.
Cumhurbaşkanı, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilir.
Kararnameler ve yönetmelikler, yayımdan sonraki bir tarih belirlenmemişse Resmi Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girer.
Cumhurbaşkanı ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

Yeni  yetkiler ile darth vader gelebilir gibi mi ne... Eklenen çok fazla bir şey yok gibi görüntüde, ama eklenenler önemli.. Başbakanın önerisi ile değil kendi isteği ile seçecek bakanları.. ( kabul etmeme hakkı vardı zaten cumhurbaşkanının, ama pek görülmüş bir hareket değildi) Üst kademe kamu yöneticileri ile ilgili bir madde fark etmedim eski görevlerde, dikkatimden mi kaçtı ki.. Üstelik kanuna aykırı ise bi karraname ile kılıfına uydurup yine istediği gibi görevlendirme veya görevden alma yapabilecek demek..Veya kararnameler çıkartma hakkı..Sınırlayıcı şeyler var ama ne kadar etkili..

Ayrıca maksat yasama ve yürütmeyi birbirinden ayırmak ise ve bu yüzden meclisin yürütme yetkisi elinden alınıyorsa, yürütme organına neden yasama yetkisi veriliyor...

Çok tehlikeli maddeler.. Sadece şu anda başta olan cumhurbaşkanı ile düşünmeyin.. Başa geçen haer kim olursa olsun en baştaki kişinin , tek bir kişinin bu kadar fazla yetki ve imkanı olması çok tehlikeli değil mi..

Barolar birliği ne demiş bakın;ama iyi bakın:

Bu düzenlemenin, Cumhurbaşkanı'nın sistem içindeki rolünü aşırı ölçüde güçlendiren ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni rolünü aşırı ölçüde sınırlayan bir düzenleme olduğu açıktır. Ne var ki, bu konuya yalnızca temel devlet organları arasında yaratılan sorunlu yetki dağılımı açısından değil; düzenlemenin doğrudan vatandaşlara olan etkisi ve hukuk devleti ilkesine verebileceği muhtemel zararlar yönünden de yaklaşmak gerekmektedir. 

Bu bağlamda hatırda tutulması gereken husus, anayasal sistemimizde "Kanun Hükmünde Kararnameler" yoluyla yapılan kimi düzenlemelerin olumsuz etkileri ve bu yolla hukuk düzenimizde yaratılan karmaşa halidir. Gerçekten, Anayasa'nın 91. maddesi uyarınca, kanun hükmünde kararnameler ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen ve kanun hükmünde kararnamenin "…amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını…" gösteren "Yetki Kanunları"na dayanmalarına rağmen, bu sınırlamaların pek çok durumda aşıldığı bilinmektedir. Nitekim bu durum, Anayasa Mahkemesini de yıllar içinde konuyla ilgili çeşitli içtihatlar geliştirmeye itmiş ve kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisinin anayasal sınırlar içinde kullanılmasını sağlamaya yönelik çeşitli ilave ölçütlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. 

Sonuç olarak, Türkiye'de yasama yetkisinin yürütme organı ile paylaşıldığı istisnaî ve sınırlı durumlarda dahi; getirilen kurumun amacına, çıkarılan yetki kanunlarına ve Anayasa'da çizilen açık sınırlara aykırı ve çok geniş düzenlemelerin yapıldığı örneklere rastlanmaktadır. Durum böyleyken, Cumhurbaşkanı'na verilen ve kaynağını doğrudan Anayasa'dan alan böyle bir düzenleme yetkisinin, hukuk devleti ilkesi yönünden doğurabileceği sorunlar üzerince ciddiyetle düşünülmesi gerektiği açıktır.



Komisyon'da yapılan değişikliklerle, yukarıdaki değerlendirmelerin üzerine Cumhurbaşkanı'nın sistem içindeki rolünü Türkiye Büyük Millet Meclisi aleyhine sınırlayan iki yeni düzenleme daha yapılmıştır:
" Üst kademe kamu yöneticilerini atar , görevlerine son verir" ibaresinin yanına " bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler" ifadesi eklenmiştir. Böylece Cumhurbaşkanı idari teşkilatın şekillenmesinde kanunlarla bağlı olmayacağı gibi, atama ve görevden almaya ilişkin kuralları da kendisi koyacaktır.
"Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir" hükmü  , "Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir" şeklinde değiştirilmiştir. Bu düzenleme yasama yetkisinin devredilmezliği ve asliliği ilkeleri ışığında yeniden değerlendirilmelidir. Zira millet tarafından seçilen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yasama yetkisinin " tek bir kişi" ye, bu kişi Cumhurbaşkanı dahi olsa, devredilmesi mümkün hale gelmektedir. 

Gerçekten, söz konusu teklifle; Yürütme organının (ve İdare'nin) başı olan Cumhurbaşkanı'na tüm üst düzey kamu yöneticilerini ve bunları ne şekilde atayacağını belirleme yetkisi tanınmakta, bu yolla devlet üst kademesinin sürekli biçimde ve kontrolsüz şekilde yenilenmesinin yolu açılmış olmaktadır.
Bu madde ile de cumhurbaşkanının dokunulmazlığına bakıyoruz.. Görünüşte, aslında eskiden sadece vatana ihanet ile suçlanabilen ve o durumda da meclisin üye tam sayısının dörtte üçü ile suçlama yapılabilen cumhurbaşkanına daha çok cezai yaptırım gelmiş gibi duruyor..


E.  Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu 
Madde 105 – Cumhurbaşkanı hakkında, bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir. Meclis, önergeyi en geç bir ay içinde görüşür ve üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilir.
Soruşturma açılmasına karar verilmesi halinde, Meclisteki siyasî partilerin, güçleri oranında komisyona verebilecekleri üye sayısının üç katı olarak gösterecekleri adaylar arasından her siyasi parti için ayrı ayrı ad çekme suretiyle kurulacak onbeş kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılır. Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu iki ay içinde Meclis Başkanlığına sunar. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilir.
Rapor Başkanlığa verildiği tarihten itibaren on gün içinde dağıtılır, dağıtımından itibaren on gün içinde Genel Kurulda görüşülür. Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilir. Yüce Divan yargılaması üç ay içerisinde tamamlanır, bu sürede tamamlanamazsa bir defaya mahsus olmak üzere üç aylık ek süre verilir, yargılama bu sürede kesin olarak tamamlanır.
Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı seçim kararı alamaz.
Yüce Divanda seçilmeye engel bir suçtan mahkûm edilen Cumhurbaşkanının görevi sona erer.
Cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürede işlediği iddia edilen suçlar için görevi bittikten sonra da bu madde hükmü uygulanır.

Cezai yaptırım ile ilgili barolar birliğinin yorumunu sunuyorum size.. :

nerilen bu düzenleme kapsamında her şeyden önce, Cumhurbaşkanı'nın "kişisel suçları" ile "görev suçları" arasındaki ayrımın dikkate alınmadığı görülmektedir. Başka bir ifadeyle, Cumhurbaşkanı'na Cumhurbaşkanlığı göreviyle ilgili olmayan suç isnatları yöneltilmesi söz konusu olduğunda dahi (ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan trafik kazasına sebep olmak gibi), adeta "Vatana İhanet" suçlamasına eşdeğer düzeydeki bir usul engeliyle karşılaşılmaktadır.

"Cumhurbaşkanı Yardımcıları" ve "Bakanlar" hakkında önerilen düzenlemelere bakıldığında ise, bunun tam tersi bir durum göze çarpmaktadır. Bu kapsamda her şeyden önce Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanların "görev suçları" ile "görevleriyle alâkalı olmayan suçları" arasında bir ayrım yapılmakta ve görev suçlarında yukarıdakine benzer bir soruşturma yöntemi öngörülürken (Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğunun teklifi ve üye tamsayısının beşte üçünün kabul oyu), görevleriyle ilgili olmayan suçlarda ise yasama dokunulmazlığı hükümlerinden yararlanacakları belirtilmektedir. 

Bilindiği üzere, demokratik rejimlerinde ise esas olan; her makamda bulunan kişinin, sahip olduğu ve kullandığı yetkiler çerçevesinde hesap verebilmesidir. Başka bir deyişle "kamu hukukunda sorumluluk, yetkiyi takip eder". Önerilen düzenlemede ise Cumhurbaşkanlığı makamı bir yandan en yüksek yetkilerle donatılmakta, diğer yandan ise cezai denetimi imkânsıza yakın bir şekilde güçleştirilmiş olmaktadır. 


kaynak: http://anayasadegisikligi.barobirlik.org.tr/Anayasa_Degisikligi.aspx


Diğer maddelere bakacak mecalim kalmadı şu anda.. Gerek de kalmadı sanki...

Bu yazıyı yayına koymak konusunda kararsız olmam ne kötü...Umarım başımıza birşey gelmez..Düşünce ve yazma özgürlüğümüz hala vardır umarım...

Hayırlı bir referandum diliyorum...

Sevgiyle..

6 yorum:

  1. Cumhurbaşkanı ne derse o kısaca, ohal ilan edebiliyor, meclisin toplanmasını engelleyebiliyor, karşısına çıkabilecek her kurumu zaten kendisi atıyor, üzerine hiçbir suçtan yargılanamıyor görev süresinden sonra dahi üstelik.

    Ve bunu da demokratik bir şey gibi sunuyorlar ya,çatlayacağım.

    YanıtlaSil
  2. ben oy kullanmıyorum vallaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet diyenlere destek oluyorsun yani , o da bir tercih tabi herkese saygımız var :)

      Sil
  3. Hakkimizfa hayrlisi olsun ne diyelim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin..herşeyden önemlisi zaten..

      Sil

Bu konuda sen de bir şeyler söylemek ister misin ?